El Tarak Kemiği Kaç Günde Kaynar?
Bazen hayatın ne kadar sert olabileceğini görmek için basit bir an yeterli olur. İşte benim için o an, bir futbol maçı sırasında geldi. Evet, bir futbol maçı… Ama bu maçı hatırlamamın sebebi hiç de topun peşinden koşarken yaşadığım heyecan değil. Bambaşka bir şeydi. O an, bir daha asla eskisi gibi olamayacak bir dönüm noktasını işaret ediyordu. El tarak kemiğim, ne zaman kaynar diye sormaya başlamıştım.
O Anı Hatırlamak
Kayseri’nin sabahları, kışı karanlık ve soğuk olsa da içi sıcaktır. O gün, bir arkadaşımın organize ettiği maçta kaleciydim. Benim gibi futbolu sevip de yeteneklerini geliştiremeyen bir insan için kalecilik ideal bir pozisyon. Hızlı hareket edemezsin, ama her şut sana gelir. Şutları tutmaya çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız.
O gün de, tam topu kurtardığım bir anın ardından hızla yere düşüp, elimi çimenlere dayadım. Ama elimi yere koymamla birlikte yaşadığım acı arasında sadece birkaç saniye vardı. Önce şaşkınlık, sonra dayanılmaz bir ağrı. Sağ elim, sanki bir anda sarmalanmış gibi, başka bir insanınkiymiş gibi hissettim. Gözlerimden yaşlar süzüldü, ama ağlamadım. Gözyaşlarımı kimseye göstermek istemedim. Gözlerim o kadar dolmuştu ki, çevremdeki herkesi siluetten bile seçemiyordum. Sadece, “Yavaş ol, sakin ol” diyordum kendime.
Hekim Olan Arkadaşım ve Kötü Haber
Maç hemen durdu ve en yakın arkadaşım olan Furkan, hem futbolu hem de sağlık bilgisini seven biri olarak yanımdaydı. Sağlık alanında eğitim alıyordu ve ellerini görür görmez, “Geçmiş olsun, kırılmış” dedi. O anı hatırlamak istemiyorum bile. O kadar sarsıldım ki, adeta tüm dünyam durdu. “El tarak kemiği kaç günde kaynar?” diye sordum. O anda Furkan, “Birkaç hafta sürer, ama her şey senin bu süreci nasıl geçirdiğine bağlı,” dedi.
Duyduğum bu cümle, beklediğim şey değildi. Bir şekilde bir şok dalgası içimi kapladı. Sonra aklıma o kadar çok şey geldi ki… Acaba eski halime dönmek ne kadar sürecekti? Zihnimde, ne zaman yeniden futbol oynayabileceğim sorusu dönüp duruyordu. Furkan’ın söyledikleri kafamda yankı yapıyordu: “Birkaç hafta.” Benim için o an, zaman durdu. O kadar kısa bir süre, ama o kadar uzun bir zaman gibi geldi ki.
Elim ve Zihnimdeki Değişim
Günler geçtikçe, kırık olan elimi sarmak yerine, zihnimdeki kırıklarla baş etmeye çalıştım. Her şey yavaşlıyor, her hareketim bir daha eskisi gibi olamayacak gibi hissediyordum. O birkaç hafta sürecinde, bir taraftan iyileşen elimi, bir taraftan da düşündüklerimi toparlamaya çalışıyordum. Benim için fiziksel acı geçiciydi, ama zihinsel acı… O başkaydı. Kırık bir kemiğin iyileşmesi kadar, içimdeki eksiklik de zaman alacaktı.
O birkaç haftalık süreçte, her gün bir şeyler değişiyordu. Fark ettiğim şey, elimi her sarışımda, bir anda kendimi yeniden güçsüz hissediyordum. Ama başka bir şey de vardı: Umut. Gerçekten iyileşmeye başlıyordum. O elim, kırılan kemiğiyle birlikte yeniden şekil almaya, eski gücüne kavuşmaya başlamıştı. Bu, sadece fiziksel bir iyileşme değildi. Zihinsel olarak da, yeniden toparlanmaya başladığımı fark ettim.
O Günü Anlamak
“El tarak kemiği kaç günde kaynar?” sorusu, bana zamanın ne kadar hızlı geçebileceğini öğretti. Kemiğim gerçekten kaynamaya başlamıştı, ama asıl kaynaması gereken yerin kalbim olduğunu fark ettim. Zamanla, kalbim de iyileşti. O birkaç hafta, hayatta başımıza gelen her şeyin geride kaldığını, ne olursa olsun yolumuza devam etmemiz gerektiğini öğretti bana. Gerçekten çok şey öğrendim. Zamanın ve iyileşmenin sadece fiziksel değil, ruhsal bir süreç olduğunu anladım.
Şimdi, bir kez daha futbol oynamaya başlıyorum. Elim eski haline geldi, ama içimdeki kırık yerler de bir şekilde kapanmaya başladı. Hayat, gerçekten beklenmedik zamanlarda en büyük dersleri verir, insan bazen sadece sabretmeyi öğrenir.
Ve bugün, bir daha sormuyorum: “El tarak kemiği kaç günde kaynar?” çünkü ben öğrendim ki, hayat sadece fiziksel iyileşme değil, duygusal olarak da bir yolculuktur. Kırıklar iyileşir, ama asıl önemli olan o yolculuğu nasıl geçirdiğimizdir.